MODERN SAZAN AVI VE KESİN OLARAK YAKALA-BIRAK BALIK AVCILIĞINA YÖNELİK BLOĞUMU ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.YORUM VE ÖNERİLERİNİZ BİZE YÖN VERECEKTİR.DOĞAYA,AVINA VE AVLAĞINA SAYGILI DOSTLARA RASTGELE. OSMAN DENKSOY-ESKİŞEHİR
24 Mayıs 2014 Cumartesi
23 Mayıs 2014 Cuma
HER ŞEY BALIK DEĞİL
Amatör ve Sportif balıkçılığın en güzel taraflarından biri bu konularda düzenlenen etkinlikler ve yarışmalardır.Yurdun her yöresinden gelen gönül dostlarının bir arada olduğu,güzelliklerin,konumuzdaki gelişme ve yeniliklerin ve sorunların tartışılma fikir alışverişinde bulunma imkanı sağlayan bu buluşmalardan KAMADER'in KOCAELİ-ÜTÜK göletinde SAMADER'in ise Molla köy göletlerinde düzenlediği Turna yarışmalarına bu sene PORSAB ekibi olarak katıldık.Dostlarla buluştuğumuz etkinliklerde güzel organizasyonları ve misafirperverlikleri için her iki derneğin yönetiminlerine ve etkinliklerde emeği geçen tüm dostlara ,etkinlikler sponsor olan firmalara teşekkürler.KAMADER Etkinlikliğinden bir kaç fotoğraf.
SAMADER Turna Etkinliğinden görünümler.
8 Mayıs 2014 Perşembe
22 Kasım 2013 Cuma
8 Kasım 2013 Cuma
SAZAN AVLAĞI (Ateş DALYAN'dan alıntıdır. PORSAB)
SAZAN AVLAĞI…
Sazan sevdalılarının avlağına kavuşması bir şölen gibidir, hayallerini besler, duygularını coşturur, gönlünü doyurur, avlak bir özgürlük, bir mutluluktur. Yosun kuytularında, kamış öbeklerinde, suya sarkan söğütlerin ıslak dallarında bulur sazancı kendini, gözleri dalar derinliklere, sazancı gözüyle görmeye başlar dünyayı, sarıya çalar renkler, muhteşemdir. Avlak varoluştur sazan sevdalısı için, kıyıdaki irice bir taş ya da suda sürüklenen sonbahardan kalma bir yaprak bile sazanı andırır, heyecanını körükler, nefesini titretir, doyumsuz bir keyiftir…
Sazancı için kutsaldır avlak, yabanın çözülmeyen sırlarını, doğal hayatı tüm canlılarla paylaşmanın simgelerini ve yaradılışın izlerini taşır bu sular, şükreder dünya gözüyle gördüğü güzelliklere. Teninde duymak ister sazan sevdalısı avlağın meltemini, bir su çulluğunun seri kanat çırpmalarında, bir dalgıç kuşunun suda bıraktığı harelerde, kamışlar içinde koşuşturan mekelerin tok seslerinde gizlidir sazan avının büyüsü, doğaüstü bir rüyadır avlak, düşlerden doğmuş bir gerçekliktir…
Zaman zaman kalabalık olsa da en ıssız saatlerde canlanır bir sazan avlağı, yalıçapkınlarının balık peşinde koştuğu saatlerde, yaban ördeklerinin cesurca ötüştüğü anlarda kulak kesilir sazancı, trofelerin atladığı, devasa gövdelerin özgürce suyu dövdüğü zamanlarda yaşar avlağını, elleri titrercesine. Heyecanın arttığı anlarda her sazancıya “Keşke”ler yaşatır sazan avlağı, “Keşke şu kamışların arkasına atsaydım oltaları!”, “Keşke karşı kıyıda olsaydım!”, “Keşke şu burunda diğer amatörler olmasaydı!”. Bazen de avlağın sırları “Acaba”lar yaratır sazan sevdalısının yüreğinde , “Acaba soldaki olta sığa mı düştü?”, “Şu yosunların önünden alabilir miyim sazanı kıyıya?”, “Kamışların önünü yeniden yemlesem mi, acaba?” Sonsuz bir mücadelenin kaynağıdır sazan avlağı, yorar, yıpratır ya da sevindirir sazancıyı hırçın bir sevgili gibi, çılgıncasına bir aşktır…
Ama, çoğunlukla narindir bir sazan avlağı, hoyrat davranmaya gelmez, kırılgandır. Saygı ister, daha çok sevgi ister, sadece balığı değil avlağı görebilen insani gözler ister. Kirleteni sevmez, şişe kıran sarhoşu istemez, nara atan, silah atan magandayı benimsemez, küfür eden, ağacını kesen, canlılarına zarar veren şey gıllarını reddeder sazan avlağı. Çevre dostu güzel insanları, onurlu ve saygın bireyleri, kısacası kendisine aşık sazan avcılarını kucaklar bir sazan avlağı. Hem yaşar hem de yaşatır sazan avlağı, dili de vardır, gözü ve kulağı da, ruhu da vardır benliği de, elbette görebilenlere, hissedebilenlere ve yaşayabilenlere, yani gerçek sazan sevdalılarına…
Sazan sevdalılarının avlağına kavuşması bir şölen gibidir, hayallerini besler, duygularını coşturur, gönlünü doyurur, avlak bir özgürlük, bir mutluluktur. Yosun kuytularında, kamış öbeklerinde, suya sarkan söğütlerin ıslak dallarında bulur sazancı kendini, gözleri dalar derinliklere, sazancı gözüyle görmeye başlar dünyayı, sarıya çalar renkler, muhteşemdir. Avlak varoluştur sazan sevdalısı için, kıyıdaki irice bir taş ya da suda sürüklenen sonbahardan kalma bir yaprak bile sazanı andırır, heyecanını körükler, nefesini titretir, doyumsuz bir keyiftir…
Sazancı için kutsaldır avlak, yabanın çözülmeyen sırlarını, doğal hayatı tüm canlılarla paylaşmanın simgelerini ve yaradılışın izlerini taşır bu sular, şükreder dünya gözüyle gördüğü güzelliklere. Teninde duymak ister sazan sevdalısı avlağın meltemini, bir su çulluğunun seri kanat çırpmalarında, bir dalgıç kuşunun suda bıraktığı harelerde, kamışlar içinde koşuşturan mekelerin tok seslerinde gizlidir sazan avının büyüsü, doğaüstü bir rüyadır avlak, düşlerden doğmuş bir gerçekliktir…
Zaman zaman kalabalık olsa da en ıssız saatlerde canlanır bir sazan avlağı, yalıçapkınlarının balık peşinde koştuğu saatlerde, yaban ördeklerinin cesurca ötüştüğü anlarda kulak kesilir sazancı, trofelerin atladığı, devasa gövdelerin özgürce suyu dövdüğü zamanlarda yaşar avlağını, elleri titrercesine. Heyecanın arttığı anlarda her sazancıya “Keşke”ler yaşatır sazan avlağı, “Keşke şu kamışların arkasına atsaydım oltaları!”, “Keşke karşı kıyıda olsaydım!”, “Keşke şu burunda diğer amatörler olmasaydı!”. Bazen de avlağın sırları “Acaba”lar yaratır sazan sevdalısının yüreğinde , “Acaba soldaki olta sığa mı düştü?”, “Şu yosunların önünden alabilir miyim sazanı kıyıya?”, “Kamışların önünü yeniden yemlesem mi, acaba?” Sonsuz bir mücadelenin kaynağıdır sazan avlağı, yorar, yıpratır ya da sevindirir sazancıyı hırçın bir sevgili gibi, çılgıncasına bir aşktır…
Ama, çoğunlukla narindir bir sazan avlağı, hoyrat davranmaya gelmez, kırılgandır. Saygı ister, daha çok sevgi ister, sadece balığı değil avlağı görebilen insani gözler ister. Kirleteni sevmez, şişe kıran sarhoşu istemez, nara atan, silah atan magandayı benimsemez, küfür eden, ağacını kesen, canlılarına zarar veren şey gıllarını reddeder sazan avlağı. Çevre dostu güzel insanları, onurlu ve saygın bireyleri, kısacası kendisine aşık sazan avcılarını kucaklar bir sazan avlağı. Hem yaşar hem de yaşatır sazan avlağı, dili de vardır, gözü ve kulağı da, ruhu da vardır benliği de, elbette görebilenlere, hissedebilenlere ve yaşayabilenlere, yani gerçek sazan sevdalılarına…
SAZANA GİTTİK (Ateş DALYAN'dan alıntıdır. PORSAB)
SAZANA GİTTİK…
Günbatımını, sabah alacasına ekledik, sisli geceleri çiğ taneleriyle süsledik,
Islandık, üşüdük, yorulduk, sevdamızı resimlere gizledik, avlağın dokusuna, sazanın sarısını işledik,
Papur otu olduk, mırığa bulandık, kamış püsküllerini dam, hasır otlarını yatak yaptık, doğal hayatta bir sazan kadar özgür yaşadık…
Meşe közünden is, dağdan kekik, gölden yosun kokusu topladık, sevdamızın kokusunu mutlulukla harmanladık…
Sarıldık güzelliklere, insanca değerlere, öldürmedik, yaşattık, gelecek nesiller de yararlansın istedik…
Unutulmaz anılar biriktirdik, keyif aldık, mutlu olduk, her avımızı bir şölene, avlakta geçen her saniyeyi bir rüyaya çevirmeye çalıştık…
Ağaç kesen, doğayı katledip çevreyi mahvedenlerle mücadele ettik ama, “Bana ne yaa!” diyen aymazlarla da karşılaştık…
Tertemiz avlanmak için çöp topladık, ağaç budadık, çevreyi korumaya çalıştık ama, tüm çöpünü bırakıp giden amatörlere! de rastladık…
Tırıvırıcı avladık, ağcı kovaladık, bohçacı yakalattık ama, bir sürü de dost! edindik…
Yılmadık, direndik, bir çapak için gerekiyorsa kalp kırdık, bir küspeci için yarım günümüzü heba ettik…
İnsanca avlanabilmek ve insan olanın yapması gerekenleri yapabilmek için sazana gittik dostlar, yine gidiyoruz, yine gideceğiz…
Ateş DALYAN'dan alıntıdır.PORSAB
3 Kasım 2013 Pazar
PORSAB 2013 SEZON REKORUMUZ.
Porsab'ın 2013 sezon rekoru Ateş DALYAN Hocamdan geldi.15.5 kg güz kuzusu misafirimiz olduktan sonra yeni rekorlarda buluşmak dilekleriyle serin sularına iade edildi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































