MODERN SAZAN AVI VE KESİN OLARAK YAKALA-BIRAK BALIK AVCILIĞINA YÖNELİK BLOĞUMU ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER.YORUM VE ÖNERİLERİNİZ BİZE YÖN VERECEKTİR.DOĞAYA,AVINA VE AVLAĞINA SAYGILI DOSTLARA RASTGELE. OSMAN DENKSOY-ESKİŞEHİR
23 Mart 2009 Pazartesi
FİBER VE KARBON KAMIŞLARIN KIYASLANMASI
Yurt dışından gelen malzemelerin çeşitliliğinin artması sonucu bir çok tanınmış markanın 2.kalite taklit ürünleri de piyasalarımızda görülmektedir. Bilindiği gibi piyasada gerçek karbon kamışlar fiberlere göre oldukça yüksek fiatlara satılmaktadır.Aldığımız kamışın Fibermi yoksa hakikaten karbon kamışmı olduğunu anlayabilmemiz için iki kamış arasındaki farkları aşağıya çıkardım.Kaliteli Malzeme alımında aldatılmamak ve yanılmamak için esas olan tanınmış markaların kendi imalatı olan tescilli markalarını seçmektir.Bu fiatları yönünden mümkün olmadığında da fiat-kalite kıyaslaması yaparak amacımıza en uygun malzemeyi almalıyız.
KAMIŞIN KARBON VEYA FİBER OLDUĞUNU NASIL ANLAYABİLİRİZ
---------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Karbon kamışların en belirgin özelliği arka kapağı açıp içine baktığımızda karbon kamışlar siyah renkte olmasıdır.Renk sarı veya kahverengi ise kamış fiberdir. Son zamanlarda kaliteli fiberden imal edilmiş bazı kamışlarda siyah renk imal edilmektedir.Karbon kamışların yapısında enine kısa boğumlar olmalıdır.Kamış ışığa doğru hareket ettirildiğinde karbon kamışlarda hologrom benzeri parlaklık görülür.Aynı boy ve ebatlar da iki kamıştan hafif olanı karbondur.Çekerleri aynı olan kamışlardandaha ince ve hafif olanı karbondur.
KARBON KAMIŞLAR
Karbon kamışlarda et kalınlığı daha ince olduğundan, aynı ağırlık ve çekerindeki fiber kamışlara göre daha incedir, böylece sapı daha rahat kavranır.
Hafif olduğu için kamışa hakimiyet daha fazladır, yeme ve oltaya daha kolay ve daha doğal hareket verilir.
Karbon kamışların kalınlığı az ve daha hafif olmaları nedeni ile kamışın ucundaki balık hareketi daha iyi hissedilir.
Karbon kamışlar malzemenin pahalı olması nededniyle fiber kamışlardan pahalıdır.
Karbon kamışların hasara uğramaları durumunda tamirleri zordur belirli markalar dışında yedek elemanları zor bulunur.
6 Mart 2009 Cuma
İLGİNÇ BALIKLAR 2
İnt.ortamında rastlanılan ilginç balıkların resimlerini hepimiz görüyoruz.Bunları bir araya toplayarak slayt gösterisi halinde düzenledim.Bir dakika dinlenmek isteyenler Zeki MÜREN şarkısı eşliğinde izleyebilirler keyifli seyirler FOTOĞRAFLAR ALINTIDIR
4 Mart 2009 Çarşamba
TURNA BALIĞI AV TEKNİKLERİ
Bölgemizde 15 mart tarihinde sazan avının yasaklanmasından sonra sazancılar çevre il ve ilçelere turna avına giderek boş dönemi değerlendirmekteler.31 mart tarihinde başlıyacak turna avı içi aşağıdaki bilgiler faydalı olacaktır. bilgiler derlemedir.
Turna Balığı
Silindirimsi uzun gövdeli, kemikli bir balıktır. Ağzı ördek gagası şeklinde, üst kısmı iyicene basıktır. Sırt ve anüs yüzgeçleri vücudun gerisinde bulunur. Dişleri çok (yaklaşık 700 adet) ve keskindir.
Turna balıkları hareketli ve durgun sulardan hoşlanırlar ve çok yırtıcı olduklarından, çok fazla miktarda balığı tahrip ederler. (bunlara tatlı su köpek balığı denebilir) Uzunlukları 1m. yi bulabilir. Kuzey yarımküreye özgü olan bu balıklar, kuzeye göre Avrupa nın güneyinde daha azdır. Avrupa da bulunan tek türü "adi turna balığı" dır ( Esox lucius.L.). Turna balığının ağırlığı 25kg. a kadar çıkabilir. Turna balığı Şubat-Mart-Nisan aylarında yumurta atar. Bu mevsimde eti iyi olmaz. Genelde, turna balıkları taze tüketimin yanı sıra tuzlanmış veya füme olarak tüketilir. Almanya'da hafifçe zehirli olmasına rağmen, yumurtalarından havyar yapılır.
AVCILIĞI:
Bir çok turna avcısı bu balığın yaşadığı ortamda diğer balıkların nasıl olup ta hayatlarını devam ettirebildiklerine şaşarlar, çünkü yenebilir ve/veya hareket eden her şeye saldırırlar. Hatta, bazı büyük boy turna balıkları su yüzeyinde yüzen su kuşlarına saldırıp yerler. Bu çerçevede, turna balığının avlanması oldukça basittir diyebiliriz.
Turna balığı, tatlı suların "yalnız kurdu" diye düşünebiliriz, ancak dikkat edilecek olursa, büyük bir turnanın yakalandığı yer ve civarında sıklıkla diğer iri veya aynı boy turnalar da oltamızı ziyaret eder. Bundan çıkartılabilecek sonuç, turnaların boylarına göre guruplar halinde bulunduklarıdır. Bu sonuca göre, "yalnız kurt" benzetmesi yerine "aslan ailesi" benzetmesi daha yerinde olur kanısındayım.
Bu tip guruplaşmaların olduğu noktalara, turna avcılığı bakımından sıcak noktalar adını verebiliriz. Eğer turna avladıysanız, avlanma bölgenizde her zaman daha iyi av veren "sıcak noktaların" varlığını siz de saptamışsınızdır.
Sıcak noktalar, aynı zamanda turna balığına yem olan canlıların da bol olarak bulundukları noktalardır. Buralarda, turna balığı genelde çok kısa süreli yoğun bir av verir, bu zamanın dışında doymuş olan turna balığını kandırmak oldukça fazla bilgi ve beceri gerektirir. Sıcak noktalarda temperatür ve barometrenin günlük optimumlarının oluştuğu zamanlar, turnanın mevsime bağlı gün içi aktivitelerinin tepe noktasını oluşturur ve bu çevrim günden güne değişiklik gösterir. Genellikle bu aktif zaman aralığı, bir saat kadar sürer. Sonbaharda bu aktif zaman bölünmüş olarak, sabahın ilk ışıkları ve akşam gün batımından kısa bir süre önce gerçekleşir. Kışın, suyun sıcaklığına bağlı olarak, aktivitesi düşen turna balığı, genelde kışın güneşli günlerinde tam gün ortasında aktiftir. Bu arada dikkat edilmesi gereken, gün ortası hesaplanırken güneşin doğması ile batması arasındakı zamanın ortasının bulunmasıdır. Yaz ayları ve ilkbaharda ise, bu zaman genelde öğleden sonra ve akşam üzeri arasında yer alır.
Avlandığınız yeri ve mevsimsel özellikleri iyi tanıyorsanız, beklediğiniz sıcak noktada aktif zamanı yakalayabilirseniz, ödülü de fazlası ile alırsınız.
Belirtmek gerekir ki, büyüme güdüsü ve rekabet yüzünden yavru turnalar bu tanımlar dışında kalırlar ve en umulmadık zamanlarda av verirler. Yeri gelmişken lütfen bir amatör avcı olarak kazara oltanıza gelmiş olan 700-750gr. ve altındaki yavruları zedelemeden geri salın, bırakın rekor boylar olarak sizlere geri gelsinler. KISA AV BİLGİLERİ
Turna ve Sudak balığı avı : Turna kıyıdan kaşık ve sahte yemle avlanacak ise ucu çok kalın olmayan, atarı 40-80gr civarında olan 300-350cm civarında olan kamışlar tercih edilmelidir. Kamışın ucunun esnek olması kaşığı veya suni yemi daha güzel hareket ettirmenizi sağlayacağı için çok kalın ve hassas olamayan kamışları tavsiye etmiyoruz. Tekneden veya bottan avlayacak isek 2 parçalı veya teleskopik fakat kısa boylu 180-270cm arası boyutlarda ortalama 20-60gr atar değerleri olan kamışları tercih etmeliyiz.
MAKARA
1:4 turlu, orta boy makara
MİSİNA
El oltası: Olta 0.60-0.80mm tercihan şeffaf yeşil
Makara için: 0.30-0.45mm kahverengi min.20kg
testli.
İĞNE
Bronz kaplama, halkalı, ekstra güçlü;
Üçlü iğne için 10-6 Nr.
Tek iğne için 2-1/0 Nr.
YEM
Canlı tatlısu balıkları, ölü tatlısu ve deniz balıkları
Mepps, yapay yem, kaşık, iri Jigg
TEKNİKLER
Canlı yem, Ölü yem- çökertme, yüzdürme, çoklu çökertme.
Sürtme, atıpçekme
AV TEKNİKLERİ:
Turna avcılığı, temel olarak sabit avlanma ve hareket halinde avlanma olarak ikiye ayrılır. Sabit avlanma sandal veya karadan belirli bir alanda avlanmak şeklinde olur. Hareketli avlanmada ise, tekne ile hareket halindeyken, sürtme, atıp-çekme veya yemli gezdirme şeklinde olur.
1- HAREKETLI AVLANMA
Her çeşit sürtme bu sınıfa girer. Sürtme için, çok çeşitli kaşık, seğirtme, mepps(döner) ve suni yemler vardır. Avlandığınız alan için bunlardan en uygununu deneme yanılma metodu ile seçmek zorundasınız, ama unutmayın ki, fazla süslü olanlar balığı kandırmaktan çok, avcıyı alışveriş için kandırmak üzere yapılmıştır.
Hareketli avlanmada diğer bir yöntem ise, canlı veya ölü yemle yapılan sürtmedir. Bu tip avcılıkta, genellikle kaya balıkları iyi sonuç vermektedir, ama istavrit, kolyoz gibi deniz balıkları da kullanılabilir.

2- SABİT AVLANMA
Sabit avlanma; Dip yemlisi ,ölü yem ,çökertme , canlı yem şeklinde olur. Söz konusu yöntemlerden hangisi uygulanırsa uygulansın, eğer bir den fazla olta ile avlanılacaksa, oltalar arasında en az 10m mesafe bırakmak lazımdır.
Özellikle, ölü yem kullanıldığında, eğer zemin müsaitse (atılan yemi örtecek yosun, balçık bulunmaması halinde) çevreye abartmadan yemleme yapmakta fayda vardır.
Tutna sert bir balık olduğu için, özellikle kamışla avlanmalarda kakıç veya kepçeyi balığı sudan kesmek üzere hazır tutmak gerekir. Ayrıca büyük balıkların ağzından iğne çıkartmak için, yanınızda bir pense bulundurmakta fayda vardır. Turna canlı iken en kolay baş ve işaret parmakları vasıtası ile gözlerinden tutulur.
DİP YEMLİSİ
Dip yemlisinde, ölü yeme ağızdan sokulan beden, anus deliğinden çıkartılarak, fırdöndüye bağlanır. 3 lü iğne ağızda kalır, tercihan çelik beden kullanılırsa, bedenin balığa yerleştirilmesi daha kolay olur.
Bu, eğer dip yapısı müsait ise, balık dipte yosunlar veya çamur ile örtülmeyecekse, özellikle kıyıdan uzak mesafelere atış içim ideal bedendir.
Uygun olmayan zeminlerde, yem olan ölü balığa bir enjektör yardımı ile, karın boşluğuna hava pompalamak, yemin bir süre yüzmesini sağlar ve yemi görünür yapar.
ÖLÜYEM
Ölü yemli bedende, yemin bağlı olduğu köstek, fıdöndünün iskandile yakın olan halkasına bağlanır.
Bu yöntem, orta mesafelerde ve özellikle su yüzüne kadar uzanan bitkilerin arasındaki boşluklarda iyi iş görür. Yem aynen dip yemlisinde olduğu gibi takılır.
Köstek uzunluğunu mesafe (suya giriş açısı) ve ortam özelliklerine göre ayarlamak gerekir, ancak köstek boyu 30-34cm. den daha kısa tutulmaz
ÇÖKERTME
Çökertme oltada, beden suyun içersinde kalan iskandilden yaklaşık 40-50cm. uzağa bağlanan bir şamandıraya sabitlenir.
Yem olarak, ağırlıkla Kolyoz, İstavrit ve iri Sardalya gibi deniz balıkları ve gümüş balığı kullanılır.
Beden yeme bir çuvaldız yardımı ile, 3lü iğne kesik tarafında kalacak şekilde geçirilir ve beden fırdöndüye tesbit edilir.
Balık yemi aldığı zaman, kıstırmayı da yerden keser ve samandıra su yüzüne çıkar. Bu durumda iğnenin oturması için ilk önce kuvvetli bir tasma vurulur ve balık suyuna göre çekilir.
CANLI YEM
Canlı yem kullanıldığında, şekil 1. deki gibi çift 3lü iğneli bir beden kullanılır.
Yem bedene, ya fıdöndüye baş tarafı gelecek şekilde arka iğne boşta olmak üzere, ya da yemin kuyruk tarafı fırdöndüye gelecek şekilde ,ya da her iki 3lü iğnenin birer kancası balığa kuyruk ve sırt tarafından takılı olmak üzere sabitlenir.
Birinci şekilde, yem takılmasında kıstırma balık ile şamandıra arasına, ikinci şekilde yem takılmasında ise (şekil 1-2.) şamandıra ve iskandil arasına, fırdöndünün iskandile bakan halkasına veya 3lü fırdöndü ile- 30-35cm. bir köstek ile sabitlenir.
Köstekli tipte şamandıra ile iskandil arasındaki bedenin gergin durabilmesi için, suyun derinliğinin tam olarak bilinmesi gereklidir.
DERLEMEDİR
3 Mart 2009 Salı
26 Şubat 2009 Perşembe
sazan avında kullanılan yemler
Her göl veya göletteki sazanın beslenme alışkanlığı farklı olmakla birlikte genellikle sazan avında kullanılan yemler;
BOİLİ: BOili hazırlama çalışmalarımızdan görünümler.
Un , mısır unu,soya unu,balık unu ve ,gıda boyası,yumurta ve yüksek kalorili gıda maddelerinin koku vermek işin arzu edilen vanilya benzeri maddelerin
ilavesi ile yapılan hamurun özel yapılmış tahtalarda şekillendirilip,buharda bir dakika kadar pişirildikten sonra gölgede kurutularak yem olarak kullanılmasıdır.Bu tür yemlerle avlayabilmek için avlaktaki balıkların yeme alıştırılması gerekmektedir.Sazancı boililerini hazır olarak alabileceği gibi kendiside av öncesi hazırlayabilir.Kullanımında özel iğne bağlantısı gerekir ayrı bir konuda detaylı şekilde anlatmayı düşündüğümden teferurata girmedim.
SOLUCAN:
Bilhassa av sezonunun ilk aylarında Sazanın dayanamadığı bir yemdir.Özel kabı içerisinde toprağı ile muhafaza edilen solucan avdan boş dönmemenin sigortasıdır.En büyük sakıncası göldeki(Gümüş dahil)Küçük balıklar tarafından didiklenip yenmesidir.Solucan kullanıldığında uzak mesafede avlanmaya çalışılarak yem küçük balıklardan korunmalıdır.
MISIR:
Benim sazan avında tercih ettiğim mısır sezon başında alınan koçan mısırın kesmeden elle ayrılarak az şeker ve biraz tuzla kaynatılıp konserve edilmiş şeklidir konserve yaparken kaynattığınız su ile kavanozlara doldurursanız uzun süre dayanır.Bu konserveye tercihinize göre bir paket vanilya ilave ettiğinizde( koku katmak amacıyla)av verimini arttırıyor.Kutu da satılan konserve mısırlarda kullanılmakla birlikte koçandan kesilerek yapıldığından iğneden düşmesi kolay ayrıca küçük balıklara kolay yem oluyor. Bazı yörelerde kullanılan kuru mısırdan yapılan küllü mısır var, daha iri taneli, daha sağlam. Hayvan yemi olarak kullanılan bir kilo iri taneli mısır, iki çorba kaşığı ağaç külü veya iki çay kaşığı karbonatla kaynatılması ile yapılır.Bu tür kaynatılmış mısırın dış kabukları bıçak ucu ile soyulduğunda suda renk değiştirip kararması geciktiğinden balık tarafından tercih edildiği gözlemlenmiştir.Bu şekilde kaynatılan mısırın konserve yapılması esnasında üzerine katılacak 1/2 bardak elma sirkesi kokusunu arttırarak yapılan yemlemede balığın bölgede toplanmasını sağlar.Bu tür hazırlanmada mısır daha sert olacağından iğneden düşme veya küçük balık tarafından yenmesi zor olmaktadır.Kuru veya taze mısırdan hazırlanan yemlerde iri taneli olan şeker mısır türü tercih edilmelidir.
KENDİR TOHUMU:
çok ufak olan ve kaynatıldığında bile oltaya takılacak kadar irileşmeyen kendir tohumunu doğrudan dip oltasında kullanmadım ,Sazan hamuru içinde ,yemleme hamurunda veya bolili imalinde içine katılarak kullanılabilir.Sazanın boşaltım sistemini hızlandırarak beslenme isteğini arttırdığı biliniyor.Uzun süreli avlarda kullanılması yararlı olacaktır..Yine de kullanılmak istenildiğinde kamış oltalar da tercih edilebilir.
MAKARNA:
Ufak boy yüksük makarnalar kaynar suda bir müddet bekletilerek veya kızgın yağda kavrulduktan sonra bazı yörelerde kullanılmaktadır.İstenildiği taktirde hazırlanmış hamurlar makarnanın içine doldurularak iğneye takılabilir bu şekil uygulandığında makarnanın suda erime süresi uzadığı gibi içine doldurduğumuz sazan hamurunun aromasının cezbedici özelliği de artmaktadır.Yem çantasında bulunmasında fayda var.
KURU ÜZÜM:
İri, siyah kuru üzüm sazanın sevdiği yemlerdendir. Avlak ta bir miktarı sıcak su ile ıslatılıp yumuşadıktan sonra iğneye takılmalıdır.
KAŞAR PEYNİRİ:
Küp halinde kesilen kaşar peyniri iğneye takarak sazan avında kullanılabilir.
DUT:
Akarsularda avlanırken veya Gölet ve göleti besleyen derelerde dut ağaçları varsa dökülen dutlara sazan alışık olacağından mevsiminde taze diğer zamanlarda ,sıcak suda bırakılmış veya dut pekmezine bulanmış dut kurusu yem olarak kullanılabilir.
PATATES:
Ben denemedim fakat bazı yörelerde Çiğ veya hafifçe haşlanmış olarak iğneye takılır.Bilhassa kerevitin yoğun olduğu göletlerde tercih edilmektedir.
SAZAN HAMURU ben sazan avında un ,mısır unu,soya unu,öğütülmüş kenevir tozu,bir paket vanilya,az miktarda sıvı yağ,4 adet yumurta ve bir tutam tuzdan oluşturduğum hamuru ufak toplar halinde yuvarladıktan sonra kaynamakta olan suya atıp üste çıkanları alarak.hamuru iğneye takılacak şekilde yuvarlayıp 1-2 saat güneşte kurutarak hazırlıyorum.Kaynama suyuna katılan 1-2 küp şeker veya pekmez hamurun sazanın sevdiği lezzete gelmesini sağlıyor. Hamurun hazırlanmasında isteğe bağlı olarak peynir suyu,alabalık yemi tozu kullanılabilir.
Benim sazan avlarında avlakta ki balığın alışkanlıklarına ve avlandığım mevsime göre kullandığım yemler bunlar diğer sazancı arkadaşlarda kendi deneyimlerini aktarırlarsa yeni başlıyanlara kaynak oluşturabiliriz.Oltalarınızdan trofe
sazanlar eksik olmasın.
BOİLİ: BOili hazırlama çalışmalarımızdan görünümler.
Un , mısır unu,soya unu,balık unu ve ,gıda boyası,yumurta ve yüksek kalorili gıda maddelerinin koku vermek işin arzu edilen vanilya benzeri maddelerin
ilavesi ile yapılan hamurun özel yapılmış tahtalarda şekillendirilip,buharda bir dakika kadar pişirildikten sonra gölgede kurutularak yem olarak kullanılmasıdır.Bu tür yemlerle avlayabilmek için avlaktaki balıkların yeme alıştırılması gerekmektedir.Sazancı boililerini hazır olarak alabileceği gibi kendiside av öncesi hazırlayabilir.Kullanımında özel iğne bağlantısı gerekir ayrı bir konuda detaylı şekilde anlatmayı düşündüğümden teferurata girmedim.
SOLUCAN:
Bilhassa av sezonunun ilk aylarında Sazanın dayanamadığı bir yemdir.Özel kabı içerisinde toprağı ile muhafaza edilen solucan avdan boş dönmemenin sigortasıdır.En büyük sakıncası göldeki(Gümüş dahil)Küçük balıklar tarafından didiklenip yenmesidir.Solucan kullanıldığında uzak mesafede avlanmaya çalışılarak yem küçük balıklardan korunmalıdır.
MISIR:
Benim sazan avında tercih ettiğim mısır sezon başında alınan koçan mısırın kesmeden elle ayrılarak az şeker ve biraz tuzla kaynatılıp konserve edilmiş şeklidir konserve yaparken kaynattığınız su ile kavanozlara doldurursanız uzun süre dayanır.Bu konserveye tercihinize göre bir paket vanilya ilave ettiğinizde( koku katmak amacıyla)av verimini arttırıyor.Kutu da satılan konserve mısırlarda kullanılmakla birlikte koçandan kesilerek yapıldığından iğneden düşmesi kolay ayrıca küçük balıklara kolay yem oluyor. Bazı yörelerde kullanılan kuru mısırdan yapılan küllü mısır var, daha iri taneli, daha sağlam. Hayvan yemi olarak kullanılan bir kilo iri taneli mısır, iki çorba kaşığı ağaç külü veya iki çay kaşığı karbonatla kaynatılması ile yapılır.Bu tür kaynatılmış mısırın dış kabukları bıçak ucu ile soyulduğunda suda renk değiştirip kararması geciktiğinden balık tarafından tercih edildiği gözlemlenmiştir.Bu şekilde kaynatılan mısırın konserve yapılması esnasında üzerine katılacak 1/2 bardak elma sirkesi kokusunu arttırarak yapılan yemlemede balığın bölgede toplanmasını sağlar.Bu tür hazırlanmada mısır daha sert olacağından iğneden düşme veya küçük balık tarafından yenmesi zor olmaktadır.Kuru veya taze mısırdan hazırlanan yemlerde iri taneli olan şeker mısır türü tercih edilmelidir.
KENDİR TOHUMU:
çok ufak olan ve kaynatıldığında bile oltaya takılacak kadar irileşmeyen kendir tohumunu doğrudan dip oltasında kullanmadım ,Sazan hamuru içinde ,yemleme hamurunda veya bolili imalinde içine katılarak kullanılabilir.Sazanın boşaltım sistemini hızlandırarak beslenme isteğini arttırdığı biliniyor.Uzun süreli avlarda kullanılması yararlı olacaktır..Yine de kullanılmak istenildiğinde kamış oltalar da tercih edilebilir.
MAKARNA:
Ufak boy yüksük makarnalar kaynar suda bir müddet bekletilerek veya kızgın yağda kavrulduktan sonra bazı yörelerde kullanılmaktadır.İstenildiği taktirde hazırlanmış hamurlar makarnanın içine doldurularak iğneye takılabilir bu şekil uygulandığında makarnanın suda erime süresi uzadığı gibi içine doldurduğumuz sazan hamurunun aromasının cezbedici özelliği de artmaktadır.Yem çantasında bulunmasında fayda var.
KURU ÜZÜM:
İri, siyah kuru üzüm sazanın sevdiği yemlerdendir. Avlak ta bir miktarı sıcak su ile ıslatılıp yumuşadıktan sonra iğneye takılmalıdır.
KAŞAR PEYNİRİ:
Küp halinde kesilen kaşar peyniri iğneye takarak sazan avında kullanılabilir.
DUT:
Akarsularda avlanırken veya Gölet ve göleti besleyen derelerde dut ağaçları varsa dökülen dutlara sazan alışık olacağından mevsiminde taze diğer zamanlarda ,sıcak suda bırakılmış veya dut pekmezine bulanmış dut kurusu yem olarak kullanılabilir.
PATATES:
Ben denemedim fakat bazı yörelerde Çiğ veya hafifçe haşlanmış olarak iğneye takılır.Bilhassa kerevitin yoğun olduğu göletlerde tercih edilmektedir.
SAZAN HAMURU ben sazan avında un ,mısır unu,soya unu,öğütülmüş kenevir tozu,bir paket vanilya,az miktarda sıvı yağ,4 adet yumurta ve bir tutam tuzdan oluşturduğum hamuru ufak toplar halinde yuvarladıktan sonra kaynamakta olan suya atıp üste çıkanları alarak.hamuru iğneye takılacak şekilde yuvarlayıp 1-2 saat güneşte kurutarak hazırlıyorum.Kaynama suyuna katılan 1-2 küp şeker veya pekmez hamurun sazanın sevdiği lezzete gelmesini sağlıyor. Hamurun hazırlanmasında isteğe bağlı olarak peynir suyu,alabalık yemi tozu kullanılabilir.
Benim sazan avlarında avlakta ki balığın alışkanlıklarına ve avlandığım mevsime göre kullandığım yemler bunlar diğer sazancı arkadaşlarda kendi deneyimlerini aktarırlarsa yeni başlıyanlara kaynak oluşturabiliriz.Oltalarınızdan trofe
sazanlar eksik olmasın.
2/2 SAYILI TEBLİĞDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
2/2 SAYILI TEBLİĞDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
5 Kasım 2008 tarihinde 27045 sayılı resmi gazete ile yayınlanan 2/2 numaralı Tebliğde yapılan değişiklikler maddeler halinde aşağıya çıkarılmıştır.Tebliğin 13.maddesinde Orfoz 40cm.3 adet,lagos 30 cm.3 adet,Hani boy ve sayı limiti yokken değiştirilen maddede 3'ü birleştirilerek(30)cm.boy ve 3 adet limit koyulmuştur.Tebliğde yapılan değişikliklerden biride (Ağ ile avlanmayı yasaklayan) 2.maddenin değiştirilerek tarif edilen yemlik ağı dışındaki ağların avlakta bulundurulmasının da yasaklanmasıdır.Yine yapılan değişiklikle AKARSULARDAher türlü doğal yem kullanılarak alabalık avının yasaklanmasıdır.2/2 numaralı tebliği ve değişiklikleri http://www.kkgm.gv.tr/tebliğ/2008-49.html 'den inceleyebilirsiniz .Tüm avlarımızın yasalara uygun ve bol olmasını dilerim.
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
c) Yemlik balık: Amatör avcılıkta yemlik balık olarak kullanılmak üzere yemlik uzatma ağı
ile yakalanabilecek balıkları, (DEĞİŞTİRİLDİ)
c) Yemlik balık: Amatör avcılıkta yemlik balık olarak kullanılmak üzere yakalanarak bu amaçla kullanılabilecek balıkları, (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Lagos (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus spp. 30 3 adet (DEĞİŞTİRİLDİ
Lagos, Orfoz, Hani (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus sp. 30 3 adet
Levrek Dicentrarchus labrax 18 Kg
Lüfer Pomatomus saltatrix 14 Kg
Mercan Pagellus erythrinus 15 Kg
Orfoz (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus gigas 40 3 adet
(2) Küspeli olta, parakete, sualtı tüfeği, zıpkın, yemlik uzatma ağı dışında her türlü ağ (germe, uzatma, sürütme, çevirme, serpme) ile pinter, sepet gibi tuzakların kullanılması yasaktır.DEĞİŞTİRİLDİ
(2) Küspeli olta, parakete, sualtı tüfeği, zıpkın, pinter ve sepet gibi tuzakların kullanılması yasaktır. Boyutları belirlenerek ilan edilmiş olan yemlik uzatma ağı dışında her türlü ağın (tırıvırı, germe, uzatma, sürütme, çevirme, serpme vb.) avlakta bulundurulması ve kullanımı yasaktır. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
(5) Akarsularda canlı yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Alabalık avcılığında kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç; her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. DEĞİŞTİRİLDİ
(5) Akarsularda her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Sadece yapay yem kullanılarak avcılık yapılabilir. Göllerde yapılacak alabalık avcılığında ise kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç, her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
(5) Avlanması tamamen yasak olan türlere dışındaki her türlü doğal yem, mamul doğal yem ve yapay yemlerin denizlerde yapılan amatör avcılıkta kullanılması serbesttir.DEĞİŞTİRİLDİ
(5) Avlanması tamamen yasak olan türler dışındaki su ürünlerinin avcılığında her türlü doğal yem, mamul doğal yem ve yapay yemlerin denizlerde yapılan amatör avcılıkta kullanılması serbesttir. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
__________________
5 Kasım 2008 tarihinde 27045 sayılı resmi gazete ile yayınlanan 2/2 numaralı Tebliğde yapılan değişiklikler maddeler halinde aşağıya çıkarılmıştır.Tebliğin 13.maddesinde Orfoz 40cm.3 adet,lagos 30 cm.3 adet,Hani boy ve sayı limiti yokken değiştirilen maddede 3'ü birleştirilerek(30)cm.boy ve 3 adet limit koyulmuştur.Tebliğde yapılan değişikliklerden biride (Ağ ile avlanmayı yasaklayan) 2.maddenin değiştirilerek tarif edilen yemlik ağı dışındaki ağların avlakta bulundurulmasının da yasaklanmasıdır.Yine yapılan değişiklikle AKARSULARDAher türlü doğal yem kullanılarak alabalık avının yasaklanmasıdır.2/2 numaralı tebliği ve değişiklikleri http://www.kkgm.gv.tr/tebliğ/2008-49.html 'den inceleyebilirsiniz .Tüm avlarımızın yasalara uygun ve bol olmasını dilerim.
YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
c) Yemlik balık: Amatör avcılıkta yemlik balık olarak kullanılmak üzere yemlik uzatma ağı
ile yakalanabilecek balıkları, (DEĞİŞTİRİLDİ)
c) Yemlik balık: Amatör avcılıkta yemlik balık olarak kullanılmak üzere yakalanarak bu amaçla kullanılabilecek balıkları, (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Lagos (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus spp. 30 3 adet (DEĞİŞTİRİLDİ
Lagos, Orfoz, Hani (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus sp. 30 3 adet
Levrek Dicentrarchus labrax 18 Kg
Lüfer Pomatomus saltatrix 14 Kg
Mercan Pagellus erythrinus 15 Kg
Orfoz (Değişiklik, 05.11.2008 tarih/27045 sayılı RG) Epinephelus gigas 40 3 adet
(2) Küspeli olta, parakete, sualtı tüfeği, zıpkın, yemlik uzatma ağı dışında her türlü ağ (germe, uzatma, sürütme, çevirme, serpme) ile pinter, sepet gibi tuzakların kullanılması yasaktır.DEĞİŞTİRİLDİ
(2) Küspeli olta, parakete, sualtı tüfeği, zıpkın, pinter ve sepet gibi tuzakların kullanılması yasaktır. Boyutları belirlenerek ilan edilmiş olan yemlik uzatma ağı dışında her türlü ağın (tırıvırı, germe, uzatma, sürütme, çevirme, serpme vb.) avlakta bulundurulması ve kullanımı yasaktır. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
(5) Akarsularda canlı yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Alabalık avcılığında kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç; her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. DEĞİŞTİRİLDİ
(5) Akarsularda her türlü doğal yem kullanılarak alabalık avcılığı yasaktır. Sadece yapay yem kullanılarak avcılık yapılabilir. Göllerde yapılacak alabalık avcılığında ise kan kurdu, kemik kurdu, leş kurdu, sinek larvaları, canlı ya da cansız içsu ve deniz balıkları hariç, her türlü yapay, doğal ve mamul doğal yem kullanılabilir. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
(5) Avlanması tamamen yasak olan türlere dışındaki her türlü doğal yem, mamul doğal yem ve yapay yemlerin denizlerde yapılan amatör avcılıkta kullanılması serbesttir.DEĞİŞTİRİLDİ
(5) Avlanması tamamen yasak olan türler dışındaki su ürünlerinin avcılığında her türlü doğal yem, mamul doğal yem ve yapay yemlerin denizlerde yapılan amatör avcılıkta kullanılması serbesttir. (Değişiklik, 5.11.2008 tarih/27045 sayılı RG)
__________________
GEZER KURŞUNLU SAZAN OLTASI
Tek kancalı gezer kurşunlu sazan oltası
Tek kancalı gezer kurşunlu oltalar zeminin çalılık ve yosunlu takılma ihtimali çok olan yerlerde , balığın kurşunun ağırlığını hissetmeden yemi ağızlaması maksadı ile kullanılır.Ben bu montajda ana bedenime ekleyeceğim lead core kullandı.İlk olarak buna bir adet stoper ekleyerek başladım.
Misinanın(Lead core'nin) kurşun deliğinde hareketi esnasında yıpranmasını önlemek için geniş delikli bir kurşunun içinden plastik boru geçirilip her iki uçtan silikonla sabitledim ve bu şekilde bedene taktım.
.
Hazırladığımız bedendeki alt fır döndünün ucuna 10-15 cm.lik tercihen carbon misinaya kancamız bağlanarak kösteğimiz oluşturulduğunda oltamız hazırdır.
Bu tür avlanmada dikkat edilecek husus balık yemi ağzına aldığında kurşunun ağırlığı olmadığından tasmalanmıyacak ve kanca takılmayacaktır.Son hareketi bizim yapmamız gerektiğinden oltaya yakın olmamız gerekmektedir.İyi tarafı ise bir takılma olayında kaybedilen sadece bir adet iğne olmasıdır.
Bu tür olta bolili türü avlanmada kullanıldığı gibi kancanın ucunda bağlanan halkalı ip kesilerek normal yem takarakta kullanılabilir.Bereketli avlarda kullanmanızı dilerim.
__________________
Tek kancalı gezer kurşunlu oltalar zeminin çalılık ve yosunlu takılma ihtimali çok olan yerlerde , balığın kurşunun ağırlığını hissetmeden yemi ağızlaması maksadı ile kullanılır.Ben bu montajda ana bedenime ekleyeceğim lead core kullandı.İlk olarak buna bir adet stoper ekleyerek başladım.
Misinanın(Lead core'nin) kurşun deliğinde hareketi esnasında yıpranmasını önlemek için geniş delikli bir kurşunun içinden plastik boru geçirilip her iki uçtan silikonla sabitledim ve bu şekilde bedene taktım.
.
Hazırladığımız bedendeki alt fır döndünün ucuna 10-15 cm.lik tercihen carbon misinaya kancamız bağlanarak kösteğimiz oluşturulduğunda oltamız hazırdır.
Bu tür avlanmada dikkat edilecek husus balık yemi ağzına aldığında kurşunun ağırlığı olmadığından tasmalanmıyacak ve kanca takılmayacaktır.Son hareketi bizim yapmamız gerektiğinden oltaya yakın olmamız gerekmektedir.İyi tarafı ise bir takılma olayında kaybedilen sadece bir adet iğne olmasıdır.
Bu tür olta bolili türü avlanmada kullanıldığı gibi kancanın ucunda bağlanan halkalı ip kesilerek normal yem takarakta kullanılabilir.Bereketli avlarda kullanmanızı dilerim.
__________________
24 Şubat 2009 Salı
DERİNLİK ÖLCÜLMESİ




Gerek tatlısuda gerekse denizde kıyıdan avlanmalarda hedefteki balığımızı bulabilmek için oltamızı attığımız yerdeki derinliği bilmemiz gerekmektedir.Avlandığımız bölge tanıdığımız bir yer olsada su seviyesindeki azalma veya yükselmeler derinliktede değişmelere yol açmaktadır.Çok zamanda avlanmayı hedeflediğimiz bölgede başka bir gurubun olduğunu görüp dip yapısını tanımadığımız bölgeye oltalarımızı atmak zorunda kalırız.Bu durumda mutlaka su durumunu ve tabanın yapısını Marker oltası ile test etmeliyiz.Basit bir marker oltası oltamızın misinasına derinliğini ölçmek istediğimiz mesafeye atabileceğimiz bir ortadan delikli kurşunun takılarak ucunada stopper ve üstte bir boncuk ile sabitlenmiş mantarın takılması ile yapılabilir.Fotoğraflarda benim yaptığım marker oltası görülmektedir.Şekil:1 de marker oltasının yapılışı basit bir çizimle gösterilmiştir.Olta istenilen mesafeye atıldığında misina sarılarak Şekil-2 deki gibi mantarın kurşun seviyesine kadar suya gömülmesi sağlanır.Kurşun seviyesine indirilen mantar su seviyesine çıkıncaya kadar misina ölçülerek salınır.Salınan mesafe suyun derinliğidir.Bu ölçüm değişik mesfelerde bir kaç kez yapılarak bölgedeki derinlik hakkında fikir edinilebileceği gibi Olta geri çekilirken kurşunun dipteki sürtünmesinden dip yapısının yumuşakmı ,sertmi yoksa taşlık mı olduğunun anlaşılması tecrübe ile saptanır.Geri çekişte kamışımızın mümkün olduğu kadar dik tutarak kurşunun tabanda ki sürtünmesi ile tok ve sert çarpışlarda zeminin taşlık kayalık,yumuşak bir zeminden geliyorsa mil ve kumluk bir alandan geldiğini anlayabiliriz.Kurşun geri gelirken takılma ve kurtulma belirtisi gösteriyorsa dibin yosunluk olduğu anlaşılır.Bunu çıkardığımız kurşunu inceliyerek takılan bitki parçalarından da anlayabiliriz.Bu oltayı kullanırken takacağımız misinanın az esneyen tepkileri hissettiren mono bir misina olmasında kamış ucumuzunda esneyerek tepkilere cevap verecek şekilde olmasında fayda var.Avlarınız gönlünüze göre olsun.
12 Şubat 2009 Perşembe
28 Ocak 2009 Çarşamba
20 Ocak 2009 Salı
SU KİRLİLİĞİNİN KISIRLAŞMADA ETKİSİ
Aşağıdaki yazı Anadolu Ajansında yayınlanmıştır.Çevre ve su kirliliğinin insanlar üzerindeki etkisini çok güzel anlattığı için buraya aldım insanoğlu doğayı kirlettikçe kendi neslininde sonunu hazırlıyor.
Nehirler kirlendikçe erkekler kısırlaşıyor
A.A.
Bilim adamları, nehirlerde, erkeklik hormonu testosteronun çalışmasını engelleyerek sperm sayısını azaltan ve kısırlığa yol açan bir grup kimyasal buldu.
Erkekler için çok kötü haber
New Scientist dergisinin internet sitesindeki habere göre, İngiltere'deki nehirlerde yapılan incelemede, bu antiandrojenlerin erkek balıkların dişileşmesine yol açtığı belirlendi.
Söz konusu antiandrojenlerin kaynağı henüz bilinmese de, bilim adamları bunların sanayi atıkları, ilaçlar ve tarım ilaçlarından kaynaklandığını tahmin ediyor.
Balıklarda cinsiyet değişimine yol açıyor
Şimdiye kadar, kadınlık hormonu östrojenin etkisini gösteren başka bir kimyasallar sınıfının balıklarda cinsiyet değişimine yol açtığı düşünülüyordu.
Antiandrojenlerle hermafrodizm arasındaki bağ
Bu son araştırmayla bilim adamları, antiandrojenlerle hermafrodit (hem dişi, hem erkek cinsiyet organları bulunan canlı) balıklar arasında böyle bir bağlantı buldu. Yeni araştırmada, bu değişimin farklı kirleticiler arasındaki karmaşık bir etkileşimin sonucu olabileceği belirtildi.
Erkeklik hormonunu engelleyici güçleri var
Exeter ve Reading üniversiteleriyle Ekoloji ve Hidroloji Merkezinin araştırmasını kaleme alan Dr. Susan Jobling, "Balıklar üzerindeki çalışmamızda yeni bir grup kimyasal keşfettik, ancak bunların ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyoruz. Sadece bunların testosteron engelleyici güçlerini ölçebiliyoruz" dedi.
Dr. Jobling, yaygın kullanılan ilaçlar ve böcek zehirlerinde antiandrojenik etkisi olan çeşitli kimyasalların bulunduğunu hatırlattı.
Environmental Health Perspectives (Çevresel Sağlık Perspektifi) dergisinde yayınlanan araştırmada, kanalizasyonun nehirlere aktığı 30 kadar bölgedeki nehir suyu analiz edildi ve 1500 kadar balık üzerinde inceleme yapıldı. Bilim adamları, bu kimyasalların insan vücudundan çıkan dışkıların kanalizasyon, oradan da nehirlere karışmasını ihtimallerden biri olarak değerlendiriyor.
İnsanlarda sperm sayısı düşüyor
Bilim adamları, balıklarda cinsiyet değişiminin farkına ilk kez 20 yıl önce varmışlardı. Aynı dönemde yaklaşık 30 yıldır insanlarda sperm sayısının düşmekte olduğu belirlenmişti.
İnsanların da ilaçlarda veya gıdalardaki böcek ilaçlarında bulunan antiandrojenlere maruz kalabileceği belirtiliyor.
Nehirler kirlendikçe erkekler kısırlaşıyor
A.A.
Bilim adamları, nehirlerde, erkeklik hormonu testosteronun çalışmasını engelleyerek sperm sayısını azaltan ve kısırlığa yol açan bir grup kimyasal buldu.
Erkekler için çok kötü haber
New Scientist dergisinin internet sitesindeki habere göre, İngiltere'deki nehirlerde yapılan incelemede, bu antiandrojenlerin erkek balıkların dişileşmesine yol açtığı belirlendi.
Söz konusu antiandrojenlerin kaynağı henüz bilinmese de, bilim adamları bunların sanayi atıkları, ilaçlar ve tarım ilaçlarından kaynaklandığını tahmin ediyor.
Balıklarda cinsiyet değişimine yol açıyor
Şimdiye kadar, kadınlık hormonu östrojenin etkisini gösteren başka bir kimyasallar sınıfının balıklarda cinsiyet değişimine yol açtığı düşünülüyordu.
Antiandrojenlerle hermafrodizm arasındaki bağ
Bu son araştırmayla bilim adamları, antiandrojenlerle hermafrodit (hem dişi, hem erkek cinsiyet organları bulunan canlı) balıklar arasında böyle bir bağlantı buldu. Yeni araştırmada, bu değişimin farklı kirleticiler arasındaki karmaşık bir etkileşimin sonucu olabileceği belirtildi.
Erkeklik hormonunu engelleyici güçleri var
Exeter ve Reading üniversiteleriyle Ekoloji ve Hidroloji Merkezinin araştırmasını kaleme alan Dr. Susan Jobling, "Balıklar üzerindeki çalışmamızda yeni bir grup kimyasal keşfettik, ancak bunların ne olduğunu ve nereden geldiğini bilmiyoruz. Sadece bunların testosteron engelleyici güçlerini ölçebiliyoruz" dedi.
Dr. Jobling, yaygın kullanılan ilaçlar ve böcek zehirlerinde antiandrojenik etkisi olan çeşitli kimyasalların bulunduğunu hatırlattı.
Environmental Health Perspectives (Çevresel Sağlık Perspektifi) dergisinde yayınlanan araştırmada, kanalizasyonun nehirlere aktığı 30 kadar bölgedeki nehir suyu analiz edildi ve 1500 kadar balık üzerinde inceleme yapıldı. Bilim adamları, bu kimyasalların insan vücudundan çıkan dışkıların kanalizasyon, oradan da nehirlere karışmasını ihtimallerden biri olarak değerlendiriyor.
İnsanlarda sperm sayısı düşüyor
Bilim adamları, balıklarda cinsiyet değişiminin farkına ilk kez 20 yıl önce varmışlardı. Aynı dönemde yaklaşık 30 yıldır insanlarda sperm sayısının düşmekte olduğu belirlenmişti.
İnsanların da ilaçlarda veya gıdalardaki böcek ilaçlarında bulunan antiandrojenlere maruz kalabileceği belirtiliyor.
11 Ocak 2009 Pazar
KAPLAMA(KAMUFLAJLI)KURŞUNLAR
Tatlısuda kullandığımız oltalarımızda suda görünme oranının azaltmak için karbon misinalara geçtiğimiz dönemde suda parlayan ben buradayım oltayım diyen kurşunlarımıza bir çare düşünmemek olmazdı.Biz bu sezon kurşunlarımızıkaplama yöntemini kullandık.
Bu resimde kaplamada kullandığım yapıştırıcı görülmektedir.Yapıştırıcı suda erimeyen su taşıt araçlarında ve suya temas eden ahşap kullanımıda kullanılan bir türdür.
Bu resimdede avlağımız taban yapısı renginde kum ve kurşunlar görülmektedir.Kurşunlar bir miktar yapıştırıcı sürülerek kumla kaplanılmalıdır.
Bunlar bu sezon kullandığımız kaplama kurşunlar.
Son resim kaplama kurşunun akvaryum içindeki görüntüsü.Akvaryumun berrak suyunda dahi kamufle olan kurşunun göl ve göletlerde tamamen kamufle olacağını kabul edersiniz.Sazanlar akıllanıp azaldıkça biz daha çok yöntem aramak zorunda kalıyoruz.
Bu resimde kaplamada kullandığım yapıştırıcı görülmektedir.Yapıştırıcı suda erimeyen su taşıt araçlarında ve suya temas eden ahşap kullanımıda kullanılan bir türdür.
Bu resimdede avlağımız taban yapısı renginde kum ve kurşunlar görülmektedir.Kurşunlar bir miktar yapıştırıcı sürülerek kumla kaplanılmalıdır.
Bunlar bu sezon kullandığımız kaplama kurşunlar.
Son resim kaplama kurşunun akvaryum içindeki görüntüsü.Akvaryumun berrak suyunda dahi kamufle olan kurşunun göl ve göletlerde tamamen kamufle olacağını kabul edersiniz.Sazanlar akıllanıp azaldıkça biz daha çok yöntem aramak zorunda kalıyoruz.
9 Ocak 2009 Cuma
ESKİŞEHİR NASRETTİN HOCA PARKI
24 Aralık 2008 Çarşamba
KADİFE BALIĞI
Yeşil sazan olarak da bilinir, sazangiller (Cyprinidae) familyasından fazla haraket etmeyen yavaş akan suların dıp kısımlarında ,göl ve göletlerde yaşayan bir balık türüdür.
Bütün Avrupa'da ve Asya'nın orta derece iklimli kesimlerinde bulunur.Eskişehir çevresinde Çatören barajında vardır. Türkiye'nin sadece kuzeyinde, yani batı ve doğu karadeniz bölgelerinin tatlı sularında bulunur.
Kadife balığının doğal rengi yeşil-zeytin rengidir, ama insanlarca yetiştirilmiş olan altın renkli türü "altın kadife balığı" sadece suni göllerde bulunur. Dış özelliklerinden en çok dikkati çeken kalın kuyruğudur. Kalın derisi bir sürü çok küçük pullar ve salya ile kaplıdır. Görünüşünden ve ele çok yumuşak geldiğinden dolayı türkçede "Kadife" diye adlandırılmıştır. Ağzını aynı diğer sazangiller gibi dışarıya doğru uzatabilir ve dudaklarından iki kısa bıyık sarkar.Yemi yeme şekli sazan gibi alıp püskürme şeklindedir.Kadifenin derisi üzerinde bulunan yapışkan sıvının sürülmesinin el ve ayaklardaki egzamaya iyi geldiği söylenir ve bazı yörelerde Doktor Balık diye adlandırılır.
Kadife balıkları ortalama 20 ila 30 santim büyüklüğünde olurlar. En büyük rastlanmış ve kanıtlanmış ölcüleri 70 santim uzunluk ve 10 kilo ağırlıktır.
Kadife balıkları kısa bir süre için oksijen kıtlığı içinde yaşayabilirler. Zaten sadece bu kabiliyetlerinden dolayı onları çok küçük göllerde bile bulmak mümkündür.
Çiftleşip yumurtlama zamanları nisan ile haziran arasıdır. O zaman 300.000 yapışkan yumurtalarını su bitkileri üzerine bırakırlar.
Suyun içindeki mikroskopik hayvanlardan beslenirler ama bazen sülük ya da yosun'da yerler.
Kadife avi sazan avı gibidir sazan için hazırlanan hamur yemler bilhassa solucanla iyi av verir.Gündüz yeme fazla bakmayan kadife bilhassa gece karanlığında beslenmeye çıkar.Oltaya yakalanan kadife balığının özelliklerinden biride yakalanınca kıyıya doğru hareketlenmesidir bu nedenle zil veya alarmınız sadece bir kez kurşun ağırlığı ile tasmalandığında çalar.Avında olta yakınında olup tasmalama önemlidir.
(ŞEMA ALINTIDIR)
KADİFEYİ NERELERDE ARAMALIYIZ
1.Otluk alanların çevreleri
2.Sazlıkların 1-2 m. açıkları
3.su içindeki yükseltilerin ara bölmeleri
4.Kıyıya yakın ağaçların olduğu bölgeler.
16 Aralık 2008 Salı
KUNDUZLAR BARAJI


ESKİŞEHİR'in sulama amaçlı inşa edilmiş olan önemli barajlarından olan Kunduzlar barajı D.S.İ.tarafından Seyitgazi ilcesi hudutlarında Dönek suyu üzerine 1976-1983 yılları arasında inşa edilmiştir.Geçmiş yıllarda barajda av yasağı olması nedeni ile avlanılmayan baraj yeni sirküler ile avlaklar arasına katıldı. Bu sezon avlanmak maksadıyla gittiğimizde İsrail sazanı(Tilapya)nın yaygınlaştığını diğer sazan türlerinin azaldığını gözlesekte Kunduzlar'da kayda değer büyüklükte sazan avlamak mümkündür.Haritadanda görüleceği gibi Kunduzlar barajına Eskişehir-Seyitgazi-Afyon yolundan ulaşım mevcuttur.Yolun Eskişehir-seyitgazi arası çift yol alarak yeniden yapılmıştır.
15 Aralık 2008 Pazartesi
PORSUK BARAJI

Fotoğraflar Porsuk barajından 1966 yılında Eskişehir'in kullanma ve içme suyunu temin için yapılan baraj 1990 lı yıllara kadar Kütahya ve Eskişehirli amatörlerin vazgecilmez avlağı idi.Ulaşımın bu kadar kolay olmadığı yıllarda Eskişehir veya kütahyadan posta tirenleri il Porsuk istasyonuna kadar gelinir oradan 3-4 kilometre yürünerek barajı gidilirdi.Dönüşler yine posta tireni ile olurdu. Eskişehir'e mesafesi avlağın yerine göre 40-45 km. olan 27.70km2 alanlı baraj sonraki yıllarda Kütahya sanayiinin ve şehirsel atıklarının akması sonucu tamamen bir ölü göl'e dönüştü.Son iki yıldır dip yosunlarının temizlenmesi ve karışan atık suların arıtılması sonucunda barajdaki balık yaşamının arttığı gözlenmektedir.Bu barajda da kendini gösteren İsrail sazanı fırsat verdiği taktirde önümüzdeki yıllar da amatörlere başka avlak aratmıyacağını sanıyorum.Porsuk barajına özel vasıta ile Kütahya yolundan veya Sabucupınar yolundan gidildiğinde araç ile su kenarına kadar inilebilmektedir.
14 Aralık 2008 Pazar
SAZAN AVINDA HAVA DURUMU(ALINTI)
Sazan Avında Hava Durumu (Tony Davies_Extreme Carp Fishing)
Sazan avına başlayan birçok kişi ilk önceleri bir su kenarına gider ve oltayı atıp zili takar ve yapılması gereken herşey yapıldı diye düşünerek zilin çalmasını beklemeye başlar. Bir zaman sonra tecrübe kazanır işi kuralına göre yapmaya çalışır;olta takımları,malzemeler,bölgenin coğrafi koşulları,hava durumu,yem ve yemleme taktikleri....derken bir yaşam tarzı oluşmaya başlar ve kendini kurtaramaz olur.Artık bu işin esiri olmuş olan bir sazan avcısı her türlü bilgiye açtır;kendi taktiği ve 'diğerleri' olmak üzere hep kıyas ve araştırma yapar....Evet,aşağıda 'diğerleri'ne örnek Avrupalı ve Amerikalı bazı ustaların Sazan avcılığı konusunda söylediklerinden derlemiş olduğum bazı görüşler:
Sıcaklık: Sıcak günlerde sazan genelde su yüzeyinde ‘güneşlenirken’ görünür. Yüzeyde avcılık için idealdir. Ancak sıcaklık dalgası artarak devam eder ve birkaç gün süreyle etkili olursa su yüzeyindeki oksijen miktarı azalacağı için balık derine çekilmeye başlar.Bu derinlik gölün yapısına,coğrafi şartlarına vb.bağlı olarak değişir.Ancak şu bir gerçek ki bu dönemlerde sığ sulara ancak sabah saatleri ve akşam serinliğinin çöktüğü anlarda yaklaşırlar.Genelde kendileri için rahat sayılan 9-18m derinlere inerler,süre uzadıkça derinlik artar.
Basınç: Hava basıncı belkide sazanın yeme alışkanlığındaki en önemli faktörlerden birisidir.Açık,sakin,sıcak yaz günleri (-ya da sakin ama dondurucu kış geceleri ) “yüksek basınç” göstergeleridir.Bu sıklıkla balığın iştahının azaldığı ve avlanmanın zor olduğu bir dönemdir.Ancak bu dönemde verimli yüzey balıkçılğı yapılabilir.Eğer yüksek basınç sürerse,bu kez gece avları neredeyse herzaman –özellikle büyük balık tutmak için ideal zamandır.
Yoğun alçak seviye bulutları ile kaplı bir gökyüzü ve hafif ya da orta şiddette rüzgarlı günler hem kışın hem de yazın “alçak basınç”göstergeleridir.Bu dönemde sazanın iştahı açılır ve takımları toplayıp balığa gitmenin zamanıdır.Yani balığa gitmeden önce hava durumuna biraz daha ayrıntılı bakmak şansımızı artırabilir!
Derinlik: Bir sazan ne kadar derinlere iner? Tuzlusuda bazı balıklar 7-8km derinliklerde yaşayabilir.Kaydedilen en derinde yaşayan balık 8370m de görünmüştür…
..Güneş ışığı normalse suyun 30mkadar derinliğine kadar nüfuz edebilir-Bazı olağanüstü koşullarda,berrak sularda bu 50-60m’yi bulabilir.Öğlen vakitleri en temiz suda güneş ışığı her75m’de onda bir oranında azalır.
Çoğu tatlısu canlıları güneş ışığının daha yoğun olduğu bölgelerde yaşamaya meyillidirler.Yakalanan sazanların %70-80’i bu yoğunluğun en çok yaşandığı 0,5 – 10m derinliklerde dolaşanlardır.İstisna durumlarda çok büyük olanları daha derinlerde yakalanmıştır.
Suyun Akışı / Yönü :Avrupa’da gemilerin ve botların çok sık kullandığı kanallarda avlanan çoğu usta sazan avcısı bilir ki balık tutmanın en iyi vakti bu taşıtların en sık geçtiği zamanlardır.Bundaki avantaj çok ağır hareket eden su akışının bu sayede hareketlenerek sudaki oksijen seviyesini yükseltmesinden gelmektedir.Özellikle de yoğun sıcaklığın hüküm sürdüğü günlerde.( Bu yüzden rüzgarın balık tutmadaki rolü özellikle tatlısularda çok büyüktür)
Akışkan sularda oksijen seviyesinin en yüksek olduğu yerler denince akla hemen barajların su bıraktığı bölgeler,tahliye kanalları,şelale altları,yüksek akışkanlıklı nehirler vb gelmektedir.Çoğu sazan avcısının hiç aklına gelmeyecek yerlerden birisi dedebisi yüksek sert akışlı akarsulardır!! Yakalaması kolay değildir fakat buralarda-hemde gayet güçlü ve iri balıkların yaşadığı bir gerçektir.
İnanılmaz gelebilir ama sadece somonların yaşadığı düşünülen ve hatta raftingçilerin bile zorlandığı akışa sahip akarsularda Bazı Avrupalı sazancıların yakaladığı balık sayısı yüzlercedir. (ALINTIDIR)
Sazan avına başlayan birçok kişi ilk önceleri bir su kenarına gider ve oltayı atıp zili takar ve yapılması gereken herşey yapıldı diye düşünerek zilin çalmasını beklemeye başlar. Bir zaman sonra tecrübe kazanır işi kuralına göre yapmaya çalışır;olta takımları,malzemeler,bölgenin coğrafi koşulları,hava durumu,yem ve yemleme taktikleri....derken bir yaşam tarzı oluşmaya başlar ve kendini kurtaramaz olur.Artık bu işin esiri olmuş olan bir sazan avcısı her türlü bilgiye açtır;kendi taktiği ve 'diğerleri' olmak üzere hep kıyas ve araştırma yapar....Evet,aşağıda 'diğerleri'ne örnek Avrupalı ve Amerikalı bazı ustaların Sazan avcılığı konusunda söylediklerinden derlemiş olduğum bazı görüşler:
Sıcaklık: Sıcak günlerde sazan genelde su yüzeyinde ‘güneşlenirken’ görünür. Yüzeyde avcılık için idealdir. Ancak sıcaklık dalgası artarak devam eder ve birkaç gün süreyle etkili olursa su yüzeyindeki oksijen miktarı azalacağı için balık derine çekilmeye başlar.Bu derinlik gölün yapısına,coğrafi şartlarına vb.bağlı olarak değişir.Ancak şu bir gerçek ki bu dönemlerde sığ sulara ancak sabah saatleri ve akşam serinliğinin çöktüğü anlarda yaklaşırlar.Genelde kendileri için rahat sayılan 9-18m derinlere inerler,süre uzadıkça derinlik artar.
Basınç: Hava basıncı belkide sazanın yeme alışkanlığındaki en önemli faktörlerden birisidir.Açık,sakin,sıcak yaz günleri (-ya da sakin ama dondurucu kış geceleri ) “yüksek basınç” göstergeleridir.Bu sıklıkla balığın iştahının azaldığı ve avlanmanın zor olduğu bir dönemdir.Ancak bu dönemde verimli yüzey balıkçılğı yapılabilir.Eğer yüksek basınç sürerse,bu kez gece avları neredeyse herzaman –özellikle büyük balık tutmak için ideal zamandır.
Yoğun alçak seviye bulutları ile kaplı bir gökyüzü ve hafif ya da orta şiddette rüzgarlı günler hem kışın hem de yazın “alçak basınç”göstergeleridir.Bu dönemde sazanın iştahı açılır ve takımları toplayıp balığa gitmenin zamanıdır.Yani balığa gitmeden önce hava durumuna biraz daha ayrıntılı bakmak şansımızı artırabilir!
Derinlik: Bir sazan ne kadar derinlere iner? Tuzlusuda bazı balıklar 7-8km derinliklerde yaşayabilir.Kaydedilen en derinde yaşayan balık 8370m de görünmüştür…
..Güneş ışığı normalse suyun 30mkadar derinliğine kadar nüfuz edebilir-Bazı olağanüstü koşullarda,berrak sularda bu 50-60m’yi bulabilir.Öğlen vakitleri en temiz suda güneş ışığı her75m’de onda bir oranında azalır.
Çoğu tatlısu canlıları güneş ışığının daha yoğun olduğu bölgelerde yaşamaya meyillidirler.Yakalanan sazanların %70-80’i bu yoğunluğun en çok yaşandığı 0,5 – 10m derinliklerde dolaşanlardır.İstisna durumlarda çok büyük olanları daha derinlerde yakalanmıştır.
Suyun Akışı / Yönü :Avrupa’da gemilerin ve botların çok sık kullandığı kanallarda avlanan çoğu usta sazan avcısı bilir ki balık tutmanın en iyi vakti bu taşıtların en sık geçtiği zamanlardır.Bundaki avantaj çok ağır hareket eden su akışının bu sayede hareketlenerek sudaki oksijen seviyesini yükseltmesinden gelmektedir.Özellikle de yoğun sıcaklığın hüküm sürdüğü günlerde.( Bu yüzden rüzgarın balık tutmadaki rolü özellikle tatlısularda çok büyüktür)
Akışkan sularda oksijen seviyesinin en yüksek olduğu yerler denince akla hemen barajların su bıraktığı bölgeler,tahliye kanalları,şelale altları,yüksek akışkanlıklı nehirler vb gelmektedir.Çoğu sazan avcısının hiç aklına gelmeyecek yerlerden birisi dedebisi yüksek sert akışlı akarsulardır!! Yakalaması kolay değildir fakat buralarda-hemde gayet güçlü ve iri balıkların yaşadığı bir gerçektir.
İnanılmaz gelebilir ama sadece somonların yaşadığı düşünülen ve hatta raftingçilerin bile zorlandığı akışa sahip akarsularda Bazı Avrupalı sazancıların yakaladığı balık sayısı yüzlercedir. (ALINTIDIR)
13 Aralık 2008 Cumartesi
GELECEĞİN AMATÖR BALIKÇISI


< Resimleri gördükten sonra çok şey anlatmaya gerek yok Sakarya-Hendekten misafir gelen yeğenim Mithat Can ERMİŞ'in benden istediği ne lunapark ne oyun alanı idi kendisini balığa götürmemi istedi.Eskişehir-Kunduzlar barajında gündüzün sıcağına, gecenin ayazına şikayet etmeden iki gün bir gece oltalarının başında beklediği gibi dönüş saatimizde de bir gece daha kalmak istiyordu.Gelecekte iyi bir amatör balıkçı olacağı her davranışından belli oluyor.Sakaryadaki trofe sazanlar şimdiden hazır olsunlar.
2 Aralık 2008 Salı
29 Kasım 2008 Cumartesi
KAMP AYDINLATILMASI
(DÜNDEN BUGÜNE NOSTALJİ)

sazan avcılığında umumiyetle gecede kalındığından kampın aydınlatılması gerekir.Malzemeleri karıştırken dünden bu güne aydınlatmada kullandığımız malzemeleri görüntüledim.Resimde de görüleceği gibi geçmiş yıllarda mum,gemici fenerive pompalı gaz yağı ile kullanılan lüks lambaları ile aydınlanıyorduk.Teknolojinin gelişmesi ile bunların yerini şarjlı flerosanlar,pilli ,ledli lambalar,ledli kafa lambaları ve el fenerleri aldı.Artık kamplarımızı aydınlatmak kolaylaştı.Kısa süre sonra sazancıların kamplarında portatif solar(Güneş)aydınlatma teknıklerinin kullanıldığınıda göreceğimiz günler yakındır.
20 Kasım 2008 Perşembe
SAZAN
Yaz sezonuna daha çok var.Sazan avını beklereken bu arada bazı araştırma sonuçlarını birlikte tartışıp yorumlamak ve tam bir beyin jimnastiği yapıp bilgilerimizi zenginleştirmek için sazan hakkında yapılan araştırmalardan derledim.Tüm sazancıların bu konuda yorumlarını bekliyorum.
SAZANIN DUYULARI
Bakalım avlamasını bu kadar sevdiğimiz SAZANI ne kadar tanıyoruz?Avcı olarak avımızın özelliklerini tanırsak ondan her zaman bir adım önde olacağımızı söyleyebiliriz.Öncelikle sazanın davranışları konusunda bir takım bilgileri bilmek yararlı olacaktır.Aşağıda öğrendiğim bilgiler doğrultusunda derlemeye çalıştığım bir takım özelliklerini yazdım ve kendim adına çok yararlı şeyler öğrendim.Bunları da tabi ki sizlerle paylaşacağım.
KOKU DUYUSU
Sazan burun deliğine benzeyen “Nares” diye adlandırılan ağzının hemen üzerinde her iki yanda yer alan deliklerden koku almaktadır. Su bu kanallardan içeriye alınır ve binlerce kıl benzeri duyargaların olduğu daha derine doğru çekilir.Bu duyargalar tatlı ya da tuzlu maddeler ve tatlar arasındaki farklılıkları ayırt eder.Bu sensorlar son derece duyarlıdırlar ve insanın koku alma duyusundan kat kat fazladır.Sazan bu şekilde aminoasitler gibi düşük seviye kimyasalları kesin bir doğrulukla tespit eder ki bu da su içerisinde var olan solucan,kurt,kabuklu yaratıklar vb gibi avları kolayca bulacağı anlamına gelir.Zaten bu yüzden su tabanında çamurun altındaki herhangi bir besinin yerini tespit edebilmektedir.Yaklaştıkça duyargaları daha hassas olur.
• Benim buradan çıkardığm sonuç hazırlayacağımız yemler çok fazla koku içermemeli,zira fazla koku bu kadar hassas bir koku duyusuna sahip balığı huzursuz edebilir.Az bir koku bile zaten sazanı uzun mesafelerden kendine çekecektir.
TAD ALMA DUYUSU
Sazan koku alma duyusunda olduğu gibi son derece yüksek bir tat alma duyusuna da sahiptir.Sazan besinini adeta bir elektrikli süpürge gibi ağzından içeri çekerek toplar ve bu sırada ağzına gelen maddelerin –yenebilir ya da yenemez – olup olmadıklarını da tespit eder.Sazanın bu duyargaları sadece ağzının içerisinde değildir.Bunlardan kanat,göğüs ve sırt yüzgeçlerinde,kafasının içinde ve hatta vücudu boyunca yer alan bölgelerde de vardır.Bu dış sensorlar onun besin kaynağını daha kesin bulmasında önemli role sahiptirler.
Emerek beslenirken ağzına aldığı çamuru ağzının en üst bölümünde yer alan başlıca tat organıyla tadar,ağzın alt bölümüne doğru iter ve yiyeceğin orada yakalanmasını sağlar.Bunu yiyecekle birlikte ağzına aldığı çamur,kum vb. parçaları ayırt etmek için yineler durur.Çok küçük tanecikler solungaçlarından dışarı atılır.Daha büyük olanlar en sonunda ağızdan dışarı tükürülür.Tabii tüm bunlar birkaç saniye içerisinde olan bir süreçtir.Sazanın ağzına aldığı şeylerin neredeyse %97sini bu sayede dışarı attığı sanılmaktadır.Sazan bu şekilde yiyeceklerini yıkayıp öyle yiyor dersek pek yanlış olmaz herhalde.Yemeye layık bulduğu yiyeceği –eğer sertse-en sonunda ezerek yutmak için “Pharyngeal” denen tampon benzeri dişlerinin olduğu ağzının arka bölümüne gönderir. Ve kolayca ezerek yutar.Bu dişler midye gibi sert kabuklu yiyecekleri de kolayca parçalar.
• Sazanın ağzındaki yemi bir içeri bir dışarı atması sonucunda ucu açıkta kalacak bir iğne ile neredeyse %100 bir kesinlikte yakalanacağı anlaşılıyor.O yüzden yemi,yani mısırı boili yöntemindeki gibi takmak çok avantajlı olacaktır.
GÖRÜŞ YETENEĞİ
Sazanın tam olarak ne kadar görebildiği belki de bilinemeyecektir fakat çok düşük ışık yoğunluğunun olduğu yerlerde dahi geniş bir renk spektrumuna sahip olduğu bilinmektedir.Gözleri konum itibarı ile sazana neredeyse 360 dereceye kadar bir görüş açısı kazandırmaktadır.Sadece kuyruk kısmını göremez.Suyun yüzeyinde iken gözleri ışık ve hareket değişimlerine karşı son derece duyarlıdır.Dolaşırken avcılar tarafından (genelde insanlar) fark edilmesin diye yavaş hareketlerde bulunur ve çevreye uyum sağlayarak kamufle olmaya çalışır.Bu yüzden sazana en iyisi arkadan yaklaşmaktır-tabii eğer mümkünse!
Araştırmalar sazanın başının üzerinde 97,6 dereceyi geçen dairesel bir görüş açısına sahip olduğunu göstermektedir.Bu pencerenin dışında,sazan su yüzeyinin ayna gibi yansıtıcı özelliği sayesinde su tabanından yansıyan görüntüleri de görebilir.Gözlerin bulunduğu pozisyon itibarı ile sazan bazen yemin nerede olduğunu karıştırabilir.Yani ağzının hemen altında olan bir yemi göremeyebilir.Bu da yaklaşık 20 derecelik son derece dar bir açıdır.Tabii bu o yemi bulamaz anlamına gelmez.Gözün tespit edemediği,biraz bulanık diyebileceğimiz yerde devreye bıyık şeklindeki duyargalarının dokunma hassasiyeti ve koku alma duyusu girer.O halde sazanın yemi en kesin olarak tespit edebildiği yer tam da ağzının hemen altında birkaç cm. uzaklıktaki bölgedir.Gözleri bu noktaya bulanık da olsa odaklanabilir.
• Demek ki kullanacağımız yemin renginden de önemli olan şeyin o yemin kokusunun sazan için aşırı olup onu tedirgin edip etmeyeceği hususunu düşünmemiz olduğu anlaşılıyor.
• Ayrıca kıyıda çok fazla dolaşarak bu kadar geniş bir görüş açısına sahip bir balığı ürkütme ihtimalini düşünmek gerekiyor.Kamışları da suyun üzerine gölge yapacak şekilde sıralamaktansa biraz daha geriden,uçları su kenarında kalacak şekilde sabitlemenin daha iyi olacağı ortaya çıkıyor.
İŞİTME DUYUSU
Sazanda görünürde kulak yoktur. Bunun yerine, başında yer alan her iki yüzgecin biraz üzerinde iç kısımda bu işlevi yerine getiren iç kulak diyebileceğimiz kulaklar vardır.Bunlar beynin arkasında olup suyun içindeki titreşimleri tespit edebilen ve içinde birçok kıl barındıran yapılardır.Titreşimler bu duyargalar sayesinde adeta bir amplifikatör gibi yükseltilerek sazanın 60 ila 6000Hz arasındaki sesleri duymasını sağlar.
• Bu yüzden bir sazancı sazanın gürültü ve titreşimlere karşı olan yüksek hassasiyetini asla aklından çıkarmamalı ve sessizliğe büyük önem vermelidir.
BİLGİLER ALINTIDIR
SAZANIN DUYULARI
Bakalım avlamasını bu kadar sevdiğimiz SAZANI ne kadar tanıyoruz?Avcı olarak avımızın özelliklerini tanırsak ondan her zaman bir adım önde olacağımızı söyleyebiliriz.Öncelikle sazanın davranışları konusunda bir takım bilgileri bilmek yararlı olacaktır.Aşağıda öğrendiğim bilgiler doğrultusunda derlemeye çalıştığım bir takım özelliklerini yazdım ve kendim adına çok yararlı şeyler öğrendim.Bunları da tabi ki sizlerle paylaşacağım.
KOKU DUYUSU
Sazan burun deliğine benzeyen “Nares” diye adlandırılan ağzının hemen üzerinde her iki yanda yer alan deliklerden koku almaktadır. Su bu kanallardan içeriye alınır ve binlerce kıl benzeri duyargaların olduğu daha derine doğru çekilir.Bu duyargalar tatlı ya da tuzlu maddeler ve tatlar arasındaki farklılıkları ayırt eder.Bu sensorlar son derece duyarlıdırlar ve insanın koku alma duyusundan kat kat fazladır.Sazan bu şekilde aminoasitler gibi düşük seviye kimyasalları kesin bir doğrulukla tespit eder ki bu da su içerisinde var olan solucan,kurt,kabuklu yaratıklar vb gibi avları kolayca bulacağı anlamına gelir.Zaten bu yüzden su tabanında çamurun altındaki herhangi bir besinin yerini tespit edebilmektedir.Yaklaştıkça duyargaları daha hassas olur.
• Benim buradan çıkardığm sonuç hazırlayacağımız yemler çok fazla koku içermemeli,zira fazla koku bu kadar hassas bir koku duyusuna sahip balığı huzursuz edebilir.Az bir koku bile zaten sazanı uzun mesafelerden kendine çekecektir.
TAD ALMA DUYUSU
Sazan koku alma duyusunda olduğu gibi son derece yüksek bir tat alma duyusuna da sahiptir.Sazan besinini adeta bir elektrikli süpürge gibi ağzından içeri çekerek toplar ve bu sırada ağzına gelen maddelerin –yenebilir ya da yenemez – olup olmadıklarını da tespit eder.Sazanın bu duyargaları sadece ağzının içerisinde değildir.Bunlardan kanat,göğüs ve sırt yüzgeçlerinde,kafasının içinde ve hatta vücudu boyunca yer alan bölgelerde de vardır.Bu dış sensorlar onun besin kaynağını daha kesin bulmasında önemli role sahiptirler.
Emerek beslenirken ağzına aldığı çamuru ağzının en üst bölümünde yer alan başlıca tat organıyla tadar,ağzın alt bölümüne doğru iter ve yiyeceğin orada yakalanmasını sağlar.Bunu yiyecekle birlikte ağzına aldığı çamur,kum vb. parçaları ayırt etmek için yineler durur.Çok küçük tanecikler solungaçlarından dışarı atılır.Daha büyük olanlar en sonunda ağızdan dışarı tükürülür.Tabii tüm bunlar birkaç saniye içerisinde olan bir süreçtir.Sazanın ağzına aldığı şeylerin neredeyse %97sini bu sayede dışarı attığı sanılmaktadır.Sazan bu şekilde yiyeceklerini yıkayıp öyle yiyor dersek pek yanlış olmaz herhalde.Yemeye layık bulduğu yiyeceği –eğer sertse-en sonunda ezerek yutmak için “Pharyngeal” denen tampon benzeri dişlerinin olduğu ağzının arka bölümüne gönderir. Ve kolayca ezerek yutar.Bu dişler midye gibi sert kabuklu yiyecekleri de kolayca parçalar.
• Sazanın ağzındaki yemi bir içeri bir dışarı atması sonucunda ucu açıkta kalacak bir iğne ile neredeyse %100 bir kesinlikte yakalanacağı anlaşılıyor.O yüzden yemi,yani mısırı boili yöntemindeki gibi takmak çok avantajlı olacaktır.
GÖRÜŞ YETENEĞİ
Sazanın tam olarak ne kadar görebildiği belki de bilinemeyecektir fakat çok düşük ışık yoğunluğunun olduğu yerlerde dahi geniş bir renk spektrumuna sahip olduğu bilinmektedir.Gözleri konum itibarı ile sazana neredeyse 360 dereceye kadar bir görüş açısı kazandırmaktadır.Sadece kuyruk kısmını göremez.Suyun yüzeyinde iken gözleri ışık ve hareket değişimlerine karşı son derece duyarlıdır.Dolaşırken avcılar tarafından (genelde insanlar) fark edilmesin diye yavaş hareketlerde bulunur ve çevreye uyum sağlayarak kamufle olmaya çalışır.Bu yüzden sazana en iyisi arkadan yaklaşmaktır-tabii eğer mümkünse!
Araştırmalar sazanın başının üzerinde 97,6 dereceyi geçen dairesel bir görüş açısına sahip olduğunu göstermektedir.Bu pencerenin dışında,sazan su yüzeyinin ayna gibi yansıtıcı özelliği sayesinde su tabanından yansıyan görüntüleri de görebilir.Gözlerin bulunduğu pozisyon itibarı ile sazan bazen yemin nerede olduğunu karıştırabilir.Yani ağzının hemen altında olan bir yemi göremeyebilir.Bu da yaklaşık 20 derecelik son derece dar bir açıdır.Tabii bu o yemi bulamaz anlamına gelmez.Gözün tespit edemediği,biraz bulanık diyebileceğimiz yerde devreye bıyık şeklindeki duyargalarının dokunma hassasiyeti ve koku alma duyusu girer.O halde sazanın yemi en kesin olarak tespit edebildiği yer tam da ağzının hemen altında birkaç cm. uzaklıktaki bölgedir.Gözleri bu noktaya bulanık da olsa odaklanabilir.
• Demek ki kullanacağımız yemin renginden de önemli olan şeyin o yemin kokusunun sazan için aşırı olup onu tedirgin edip etmeyeceği hususunu düşünmemiz olduğu anlaşılıyor.
• Ayrıca kıyıda çok fazla dolaşarak bu kadar geniş bir görüş açısına sahip bir balığı ürkütme ihtimalini düşünmek gerekiyor.Kamışları da suyun üzerine gölge yapacak şekilde sıralamaktansa biraz daha geriden,uçları su kenarında kalacak şekilde sabitlemenin daha iyi olacağı ortaya çıkıyor.
İŞİTME DUYUSU
Sazanda görünürde kulak yoktur. Bunun yerine, başında yer alan her iki yüzgecin biraz üzerinde iç kısımda bu işlevi yerine getiren iç kulak diyebileceğimiz kulaklar vardır.Bunlar beynin arkasında olup suyun içindeki titreşimleri tespit edebilen ve içinde birçok kıl barındıran yapılardır.Titreşimler bu duyargalar sayesinde adeta bir amplifikatör gibi yükseltilerek sazanın 60 ila 6000Hz arasındaki sesleri duymasını sağlar.
• Bu yüzden bir sazancı sazanın gürültü ve titreşimlere karşı olan yüksek hassasiyetini asla aklından çıkarmamalı ve sessizliğe büyük önem vermelidir.
BİLGİLER ALINTIDIR
19 Kasım 2008 Çarşamba
SAZAN HAKKINDA BİLİNMESİ GEREKENLER
Sazan avına yeni başlayanlar için bu konudaki değerli üstatlarca önceden yazılan makaleler ve gözlemlerimden elde edebildiklerimden derlenmiştir.Faydalı olacağını umarım.
-fizik kuralları gereği su ısındıkça oksijen azalır soğudukça artar.
sazan oksijeni sever ve su miktarındaki oksijen arttığında beslenme amaçlı dolaşır bu nedenle sıcak havalarda sazanı göl veya gölete karışan oksijen taşıyan dere ağızlarında oksijenin yoğun olduğu yerlerde aramalıyız.
-sazanın en iyi yem yeme su sicaklıgı 23/24 derecedir rahat yaşam aralıgı 16/25 arasıdır.Ustalar sazan avı arpa hasadından sonra başlar derken bunu kastetmektedir.Arpa hasadında başlıyan sazan avındaki verimli dönem bölgemizde kasım ayı ilk haftalarında sona erer.
-sazan mayıs temmuz arası su sıcaklıgı 18/22 derece arası oldumu yumurta atar.Yumurtlama(havyar )döneminde yeme bakmaz.
- sazan avında mutlaka ön yemleme yapmak gerekir.Yemlemeye av gününden önce başlanılıp sazanı avlağa alıştırmalı av sırasındada zamam zaman yemleme yaparak bölgede tutmalıyız.Yemlemede sapan,roket veya suda eriyen torbaları kullanabiliriz.Benim tercihim roket ile yemlemedir.Av başlangıcından önce oltalarımızı atacağımız bölge ve mesafeye roketle atılan yemler sazanın av bölgemizde toplanmasını sağlar.
-sazan yemi ısırmaz emerek yer bu yüzden yumuşak yem tercihidir.Benim yemde tercihim taze süt mısırın ayıklanıp haşlandıktan sonra az tuz,şeker ve vanilya katılarak konserve şeklinde hazırlanmış şeklidir.Sezon başında hazırlanan konserveler yıl boyu kulllanılabilir.Yemlemede ise kuru mısırın haşlanarak biraz yumuşatılmış haline elma sirkesi katarak kullanıyorum.Yem olarak konserve mısırda kullanılabilir fakat bu tür konserve mısır koçanından keserek ayrıldığından ve yumuşak olduğundan küçük balıklar tarafından didiklenme ve atışlarda iğneden düşme riski vardır.
-sazan suyun yavaş yavaş derinleştiği,suya yağışlar veya dereler vasıtasıyla bitki böcek kalıntılarının karışacağı dere ağızlarını sever.Avlağın birden derinleştiği kayalık,taşlık bölgeler sazan avı için uygun değildir.Bilhassa sezon başlarında göl ve göleti besleyen akarsuyunun göle karıştığı yerler ideal avlaklardır.
-sazanı göl veya göletin çukurlar oluşturduğu tabi yemlerin toplanma alanlarında aramalıyız.(Bakınız)avlağın tanınması konusundaki Dodurga barajında suyun çekilmesi ile meydana çıkan çukur bölgeler.
-kopararak değil yemi emerek dipten alan balıklardan olduğundan toprak ve milli,dibi yumuşak alanlar beslenme alanlarıdır.
-su içinde cisimler oldugundan büyük görünür . iğneye takılacak yem konusunda bu husus dikkate alınmalıdır.Yansımayı önlemek tabi görüntü vermek için sazan oltalarında kurşun ve fırdöndülerin kamufle edilmesi gerekir.
-Havaların soğumaya başlaması ile sazan suyun derin ve bataklık bölgelerine çekilir.Yem yeme oranı düşer, sazan yaza göre 1/4 nisbetinde az yem yer. Bu nedenle avlanma oranları düşer.Bağ bozumu sazanın da yemlenme ihtiyacının azaldığı zor av verdiği dönemin başlangıcıdır.
-fizik kuralları gereği su ısındıkça oksijen azalır soğudukça artar.
sazan oksijeni sever ve su miktarındaki oksijen arttığında beslenme amaçlı dolaşır bu nedenle sıcak havalarda sazanı göl veya gölete karışan oksijen taşıyan dere ağızlarında oksijenin yoğun olduğu yerlerde aramalıyız.
-sazanın en iyi yem yeme su sicaklıgı 23/24 derecedir rahat yaşam aralıgı 16/25 arasıdır.Ustalar sazan avı arpa hasadından sonra başlar derken bunu kastetmektedir.Arpa hasadında başlıyan sazan avındaki verimli dönem bölgemizde kasım ayı ilk haftalarında sona erer.
-sazan mayıs temmuz arası su sıcaklıgı 18/22 derece arası oldumu yumurta atar.Yumurtlama(havyar )döneminde yeme bakmaz.
- sazan avında mutlaka ön yemleme yapmak gerekir.Yemlemeye av gününden önce başlanılıp sazanı avlağa alıştırmalı av sırasındada zamam zaman yemleme yaparak bölgede tutmalıyız.Yemlemede sapan,roket veya suda eriyen torbaları kullanabiliriz.Benim tercihim roket ile yemlemedir.Av başlangıcından önce oltalarımızı atacağımız bölge ve mesafeye roketle atılan yemler sazanın av bölgemizde toplanmasını sağlar.
-sazan yemi ısırmaz emerek yer bu yüzden yumuşak yem tercihidir.Benim yemde tercihim taze süt mısırın ayıklanıp haşlandıktan sonra az tuz,şeker ve vanilya katılarak konserve şeklinde hazırlanmış şeklidir.Sezon başında hazırlanan konserveler yıl boyu kulllanılabilir.Yemlemede ise kuru mısırın haşlanarak biraz yumuşatılmış haline elma sirkesi katarak kullanıyorum.Yem olarak konserve mısırda kullanılabilir fakat bu tür konserve mısır koçanından keserek ayrıldığından ve yumuşak olduğundan küçük balıklar tarafından didiklenme ve atışlarda iğneden düşme riski vardır.
-sazan suyun yavaş yavaş derinleştiği,suya yağışlar veya dereler vasıtasıyla bitki böcek kalıntılarının karışacağı dere ağızlarını sever.Avlağın birden derinleştiği kayalık,taşlık bölgeler sazan avı için uygun değildir.Bilhassa sezon başlarında göl ve göleti besleyen akarsuyunun göle karıştığı yerler ideal avlaklardır.
-sazanı göl veya göletin çukurlar oluşturduğu tabi yemlerin toplanma alanlarında aramalıyız.(Bakınız)avlağın tanınması konusundaki Dodurga barajında suyun çekilmesi ile meydana çıkan çukur bölgeler.
-kopararak değil yemi emerek dipten alan balıklardan olduğundan toprak ve milli,dibi yumuşak alanlar beslenme alanlarıdır.
-su içinde cisimler oldugundan büyük görünür . iğneye takılacak yem konusunda bu husus dikkate alınmalıdır.Yansımayı önlemek tabi görüntü vermek için sazan oltalarında kurşun ve fırdöndülerin kamufle edilmesi gerekir.
-Havaların soğumaya başlaması ile sazan suyun derin ve bataklık bölgelerine çekilir.Yem yeme oranı düşer, sazan yaza göre 1/4 nisbetinde az yem yer. Bu nedenle avlanma oranları düşer.Bağ bozumu sazanın da yemlenme ihtiyacının azaldığı zor av verdiği dönemin başlangıcıdır.
15 Kasım 2008 Cumartesi
sazan büyüme süreci
-- SAZAN NE KADAR BÜYÜR? - BESİN DEĞERİ NEDİR?
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre sazanın büyüme oranı aşağıdaki gibidir;
1 yıl…………….10 – 15 cm.
2 yıl…………….20 – 25 cm.
3 yıl…………….30 – 40 cm.
5 yıl…………….40 – 50 cm. ( 2-3 kg.)
İngiltere'nin bulunduğu enlemler ve coğrafi şartları düşünüldüğünde bu topraklarda sazan 22 kg. civarı kadar ağırlığa ulaşabilir.Avustralya gibi güney enlemlerdeki bir yerde ise sıcaklığın daha yüksek olması,yiyecek çeşitliliği ve kış yaşanmaması sebebiyle 40 + kg.lara kadar ve daha kısa zaman diliminde ulaşmaktadır.
Bizim yaşadığımız coğrafyada ise sazan yıllık ortalama 900gr. Kadar bir ağırlığa ulaşır ve bu oranda büyümeye devam eder.Soğuk sulara sahip yerlerimizde bu oran daha azdır.
Yumurtadan yeni çıkmış sazancıklar birkaç gün boyunca beslenmelerini yumurtalarından çıktıkları yerdeki artıkları yiyerek beslenirler.Eğer kış mevsimine yakın doğdularsa yeteri kadar yağ depolayamayacakları için kısa zaman sonra ölürler.Bazı araştırmalar bu yavruların iyi hava koşulları altında yaşayabildiklerini göstermiştir.
Avrupa'da ortalama sazan ömrünün 20 yıl kadar olduğu sanılmaktadır.Koşullara göre sazan daha erken ölebileceği gibi kimsenin kendisini rahatsız etmediği ve yem açısından sıkıntı çekmediği yerlerde 40 +^kg.lara ulaşabilmektedir. Hatta özel akvaryumlarda sazanın 100 yıl yaşatıldığı bilinmektedir. 1805 yılında Cambridge Üniversitesi'nde yayınlanan bir makalede bir bahçe havuzunda 70 yaşında olduğu sonucun varılmış bir sazanın varlığından söz edilir.
Öte yandan 16.yy'da İsviçreli bir doğa bilimcisi 150 yaşına varmış bir sazanla ilgili bir tespitte bulunmuştur.
Ne var ki günümüz şartlarında yabani yaşamda sazan için 20'li yaşlar ortalama kabul edilmiştir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)
.jpg)




















.jpg)


